| Abdul Rahman's profile****** Wellcome to my wo...PhotosBlogLists | Help |
|
November 28 Herkes kendi alın yazısını kendisi çizer Bende ÇizdimÇagla sen çagla yarali kalbim
Feryadim duysun alem isterdim Bal dudaktan ahu gözden Ak sögüt altinda güzde Bir ateş isterim yar senden Cemalini görmeseydim
Al yanaktan tatmasaydim Seni bir an unutsaydim Keske demek neyime Tükenir ömrüm viran yerlerde
Güller açmaz oldu özlem hep yare Felek suç sende degil Bütün kabahat bende Çiziyorum alin yazim elle Ne hasretim mavilere
Ne bahara ne de güle Beni ayirdilar yardan Kalbim burda biçare Budur halim dertli basim Uslanmadi deli gönlüm Felek sana bir çift sözüm Çiziyorum alin yazim elle ....................................................................... November 22 KaybettiklerimizBazı duygular vardır, hissedersin; tadı buruktur biraz, biraz da acı. Ama vazgeçemezsin su gibi, ölüm gibi, aşk gibi, kan gibi derununda gezinir. Baktığın zaman masmavi deniz gibi durgun görünür. İçindeyse nice girdaplar gizlidir, nice fırtınalar saklıdır. Bir zaman heyemolalar yankılanır kulaklarında. Her şeye rağmen vazgeçilmez bir tadı vardır dudaklarında, mısırdan arta kalan tuz gibi. Koşarsın ormanlar boyu, koşarsın yakalamak için, heyhat! Geç kalmışsındır. Arınmak, biraz yok olmak istersin sükût gibi. İkindi üzeri güneş ufka doğru süzülüyorken kaçmak istiyorsundur bu kentten, kaçırdıklarının farkında değilmişsin gibi. Oysa yatsı sonrası ihtiyarlar ve çocuklar uyumuşlardır; arkana bakarsın koskoca karanlık, yatağın batıyordur. Uyumaktan korkarsın, rüyana davetsiz girilsin istemezsin, kâbuslara döner gecenin ilerleyen saatleri. Dönüp geriye doğru koşarsın: yalnızlık, yalnızlık, yalnızlık… Güneş doğmuştur ve yine şehir üzerine düşüyor gibi. Nedensiz yere ellerin cebine gider. Aranırsın kendi kendine, bir avuç hiç vardır şimdi ellerinde. Şahıslar gelsin istersin aklına, simalar hayalinde canlansın istersin. Bir soğukluk bir terkedilmişlik her yanını sarar. Ansızın bir rüzgâr eser: üşürsün. Duvarlarda titrek gölgeler kovalayan mum alevi gibi olmuşsundur. Siyah bir nokta koyarsın aydınlık cümlelerin sonuna… Sözün sultanı şair sükûtunu emziriyor. Aşinası olduğumuz yüzlerden yad ellere selam var. Frekansını çoktan kaybettiğin duyguların peşindesin. Bir seferin daha yarısına geldiğini biliyorsun, bu defa düşmek istemiyorsun bu çıkmazlara. İnsanı çarpan duygulara ram olmaktan korkuyorsun. Öyle bir hastalı korkun var ki, müptela oluyorsun, acı çekiyorsun ama kurtulmak da istemiyorsun. Devamlı boğulup gidiyorsun. Doktorun yine kendinsin, ilacın başucunda biliyorsundur; ama iradene bir türlü hâkim olamıyorsundur. Ha bire koşuyorsun, devamlı bir kovalama içindesin, tam yakalayacakken her şey kayboluyor. Etrafındaki insanlar seni anlamıyorlar. İçinin derinliklerinden bir yelkenli geçiyor. Yelkeni dolduran kocaman bir hayal, bu hayal ile devasa ummanlarda yol alıyorsun, tam karaya ulaştım derken gerçeğin dalgası seni yeniden okyanusun ortasına savuruyor. Birinin senin elinden tutmasını istersin tutanlar olur ama o da sana güven vermez, Hayatın böyle devam eder. Sonunda kendi alın yazını kendi çizmeye başlarsın. çizersin ama yine belirsizlik içinde hayatın sürer. hep acı çekersin.üzülürsün.ağlarsın ama yapabileceğin hiçbirşey olmaz. kimse seni anlamaz . Ve belkide anlamasını istemeyeceksindir............... November 20 AyrilikSessiz köşelerin arkadaşı ayrılık Karanlık gecelerin sırdaşı ayrılık Umutsuz kişilerin yoldaşı ayrılık Ayrılmaz ayrılık, sadıktır sevdiğine Anlamsız cümlelerin öznesi ayrılık Zamansız bitişlerin gözdesi ayrılık Oransız sevmelerin yüzdesi ayrılık Ayrılmaz ayrılık, sadıktır sevdiğine Zamansız ölüm kadar yakındır ayrılık Hücum sözüyle kalbe akındır ayrılık Kaşındıkça kanayan acındır ayrılık Ayrılmaz ayrılık, sadıktır sevdiğine Doğduğun gün yazılan kaderdir ayrılık Nöbetini bekleyen askerdir ayrılık En beterinden bile beterdir ayrılık Ayrılmaz ayrılık, sadıktır sevdiğine |
|
|